Metin (Text) veya CSV Dosyasından MSSQL’e Veri Aktarmak

Farkındayım uzun zamandır yazı yazmıyordum blog’a ihmal etmiştim. Neyse bugün bir vesile ile yine bir araştırma yaparken öğrendiğim birşeyi burada paylaşayım ki; hem ileride bana tekrar lazım olduğunda bulabileyim, hem de bu konuyu arayanlar varsa yardımcı olabileyim istedim.

Elimizdeki bir  metin belgesinde veya CSV dosyasında yer alan virgülle ayrılmış olan kayıtlarınızı MS-SQL’e aktarmak için aşağıdaki kod parçasını kullanabilirsiniz.
bulk insert [dbo].[tabloAdi]
from 'E:\kayitlar.txt'
with (fieldterminator = ',', rowterminator = '\n')
go

Kolay gelsin.

Anne-Babalar Dikkat

Facebook’ta çok sevdiğim bir abim paylaşmıştı. Bir baba olarak okurken kendimi irdeledim, düşündüm ve ben de bunu paylaşmalıyım dedim . Umarım faydalı olur.

Öncelikle ebeveynler çocukları ile vakit geçirirken, ilginin yoğunluğundan çok, sürekliliğinin önemli olduğunu akıllarından çıkarmamalıdırlar. Çocuklarıyla 2-3 gün peşpeşe oynayıp, haftanın geri kalanında bunu hiç yapmıyorlarsa ya da çok istikararsız bir şekilde bunu yapıyorlarsa, bu ilgi amacına pek ulaşmayacaktır. Bu noktada mühim olan; kısa süre de olsa istisnai durumlar dışında her gün çocukla birebir zaman geçirmektir. Bazen anneler bu durumu yanlış yorumlamaktadırlar. “Zaten biz tüm gün çocukla birlikteyiz, daha ne kadar zaman geçireceğiz?” diye sormaktadırlar. Ancak bizim kastettiğimiz “kaliteli” zamandır. Yani, annenin çocuğun yapmaktan hoşlandığı bir aktiviteye eşlik etmesidir.

Mesela çocuk çizgi film izlemekten hoşlanıyorsa annen de o sıra elindeki işi her ne ise onu bırakıp çocuğun çizgi film keyfine aktif bir şekilde ortak olmalıdır. Ve ya çocuk legolarla oynamayı seviyorsa, anne yanına oturup eline legoları alıp ona eşlik etmelidir. Böylece çocuk kendisini değerli hisseder, sevildiğini düşünür.

Çünkü, o an, annesi yemek yapmamakta, komşu ile sohbet etmemekte ya da ev süpürmemektedir; kısacası başka hiçbir şey ile ilgilenmemekte, tamamen kendisi ile birliktedir.

Tabi bu demek değildir ki çocuğun baba ile birlikte zaman geçirmesine gerek yoktur.

Baba için de çocukla düzenli ve kaliteli zaman geçirmek önemlidir. Daha doğrusu, bu babadan çok, çocuk için önemlidir. Çünkü çocuk çoğu zaman babayı gün içerisinde çok sınırlı bir zaman diliminde görmektedir. Bu sınırlı zaman içerisinde en azından çok sınırlı olsa da çocuk babayla ortak paylaşımda bulunmalıdır. Özellikle erkek çocukların cinsel kimlik gelişimi açısından babanın rolü çok önemlidir.

Çocukla paylaşılan zamanda yapılacak aktiviteler çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebilir. 0-2 yaş arası bir bebekle ebeveyn garip sesler çıkarıp ya da saklanıp ilgisini çekerek çeşitli oyunlar oynayabilir. Okul öncesi dönemde koşma-yakalama gibi oyunlarla, bazen birlikte çizgi film izleyerek vakit geçirilebilir. Yaş ilerledikçe konulu evcilik oyunları, birlikte yapılan yap-bozlar paylaşımda bulunmanın keyifli yollarıdır. Okul çağındaki bir çocukla tiyatroya gitmek, müze gezmek ekstra olarak yapılabilecek aktivitelerdir. Ergenlikte ise, örnekler baba-oğul sinemaya gitmek, anne-kız kahve içmek gibi çeşitlendirilebilir.

Biz yetişkinler için bile birlikte vakit geçirmek sevdiğimizi ve sevildiğimizi hissetmenin en belirgin yollarından biridir. Uzakta iken en çok ,sevdiğimiz kişileri görmeyi, onlarla çay içmeyi, sohbet etmeyi özleriz. Sevdiğimiz kişi ile ömrümüzün geri kalanını birlikte geçirmek isteriz. Eşimiz mantıklı nedenlerden dolayı da olsa bizi biraz ihmal etse, bunu hemen dile getiririz. Kaldı ki çocukların bu ihtiyacını çok görmemek gerekir.

Mesele saatlerce zamanımızı çocukla geçirmek değil; günde 15-20 dakika gibi kısa bir süre de olsa düzenli ve istikrarlı bir şekilde, çocuğumuzun yapmaktan hoşlandığı etkinliğe ortak olmaktır.

Her çocuğun sevildiğini bilmek bir kenara, bu konuda emin olmak istediğini unutmamalıyız. Bu onların en büyük hakkıdır.

Canan Cantürk
Uzman psikolog

2012 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

2012 Cannes Film Festivaline 4.329 film gönderildi. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 27.000 kez görüntülenmiş. Eğer her görüntülenen bir film olsaydı, bu blog 6 Film Festivaline ev sahipliği yapardı

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Doğru Algoritma Hayat Kurtarır

 

İlginç bir başlık, belki de çok iddalı. Olabilir belki bir hayat kurtarmayabilir ama bence zamanın önemini anlatıyor.

Dün gece bir iş için geliştirmem gereken 10 haneli bir şifre algoritmasını düşünürken aslında bilgisayarımı ne kadar fazla yorduğumu gördüm.

Topu topu 500.000 adet unique şifre üretme işlemi 16 saat (evet yazıyla on altı saat) sürer mi? Ben de sürdü. Bugün yazmış olduğum kodları incelerken bu süreyi nasıl kısaltırım, bu iş  bu kadar sürmemesi lazım diye düşünürken ne kadar fazla gereksiz kod kullandığımı gördüm.

İşe ilk olarak onları temizlemekle başladım. Sonra baktım ciddi bir hızlanma söz konusu…

Derken doğru döngülerin, doğru metotların hatta doğru değişkenlerin doğru yerde kullanılmasının hızı ne kadar etkilediğini görünce gözlerime inanamadım.

16 saatte ürettiğim 500.000 adet şifreyi 50 dakika 02 saniye gibi bir sürede üretince “her kod yazanın programcı olamayacağını” bir kez daha anladım…

IE Ne kadar gıcıksın !!!

Border-radius özelliğiyle ilgili bir problemin çözümünü ararken

[code lang=”html”]<meta http-equiv="X-UA-Compatible" content="IE=9" />[/code]

kodunu eklemem gerektiğini öğrendim.
Neyse ben bu güzide kodumu sayfamın head etiketleri arasına yerleştirdim ama problemim çözüm olmamıştı. IE’de F12 tuşuyla problemi görmek istediğimde bana şu uyarıyı veriyordu; “HTML1115: Belge modu önceden sonuçlandırıldığından X-UA Uyumlu META etiketi (‘IE=9’) yoksayıldı.”
Meğerse bu eklediğim meta etiketinden evvel

[code lang=”html”]<link rel="shortcut icon" href="/favicon.ico" >[/code]

satırı yer almaması gerekiyormuş.
Satırları yer değiştirince problemim halloldu.

Eğer bu konuda sıkıntı çekenler olursa umarım bu yazının faydası olur.

KIRMIZI İBİKLİ KÜÇÜK TAVUK

Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk yaşarmış. Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:

‘- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?’

Ördek cevaplamış:
‘- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın.’

Domuz oradan seslenmiş:
‘- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım.’

Fare hemen atlamış:
‘- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin.’

Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş.

Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş: ‘- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?’

Ördek:
‘- Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim’ demiş.

Domuz:
‘- Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım’ demiş.

Fare de:
‘- Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm ‘ demiş.

Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııış çalışmış.

Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş. Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş. Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş:
‘- Kahveleri satmama kim yardım edecek?’

Ördek:
‘- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim fabrikama getirmelisin.’

Domuz:
‘- Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve fiyatları çok düştü, senin kahven beş para etmez.’

Fare:
‘- Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim borçları ödemen lazım.’

Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içinde imiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım
istemiş:
‘- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek?’

Ördek:
– Ben yardım edemem, senin hiç paran yok.’

Domuz:
‘- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok.’

Fare:
‘- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.

Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.

Kaynak : İngiltere’de ilkokullarda okuma kitabı olarak okutulan  ‘The Little Red Hen’ kitabı.

23 Nisan’a Özel Web Sitenizde Balonlar Uçurun

Yarın 23 Nisan,23 Nisan

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,

Bu ÖZEL güne, siz de web sitenizde yer vermek, çocukların ilgisini ve dikkatini çekmek ister misiniz? 23 Nisan’a Özel Web Sitenizde Balonlar Uçurun yazısına devam et

Herkes öğretemez ;)